Net'in geniş bilgi Kaynağı - | Spor | Sağlık | Biyografi |

Restorasyonda İhale

Etiketler : Restorasyonda ihale makalesi , restorasyonda ihale arkeoloji makalesi

Türkiye'de tarihi eserlerin çoğu yanlış restorasyon kurbanı

Envanter çalışması sonucu 18 bin tarihi eser, kayıt altına alındı. Ancak devletin kasası, yıpranan, hatta yer yer dökülen bu yapıları, onarmaya yetmiyor. Devlet de tarihi eserlerin restorasyonu için ihale formülünü devreye sokuyor. Projesinden uygulamasına anıtın restorasyonuna ait hemen hemen her şey, ihaleyle müteahhidin ellerine bırakılıyor. İhaleleri, en düşük fiyat veren firma kazanıyor. İşte, katliam da burada başlıyor. İhaleyi alan müteahhit, herhangi bir bina yapar gibi restorasyon yapıyor. Daha çok para kazanmak için ucuz malzeme kullanıyor, restorasyon uzmanı bulundurmuyor, kalifiye eleman yerine gündelikçi inşaat işçisi çalıştırııyor. İhale yöntemini savunan Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt, "düzenlemelerle restore et-devret sistemini devreye soktuk. Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçesiyle bunların onarmak imkansız. İsteyenlere verelim, alsınlar kullansınlar" diyor. Restorasyon, uzun ve zahmet gerektiren bir iş. Ancak devlet, altı ay ya da bir yıl sonra 'iş tamamlansın' istiyor ve şartnameyi buna göre hazırlıyor. Firma da anahtar teslimi restorasyona giriyor. Devletin ihale mantığı, müteahhidin kar hırsı tarihin önüne geçiyor. Akademisyenler ihale yöntemini doğru bulmuyor İşin uzmanı akademisyenler ihale yönteminin doğru olmadığını savunuyor. İhale yöntemine karşı çıkan İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Afife Batur, "devlet restorasyonu herhangi bir inşaatmış gibi algılıyor ve ihaleye çıkıyor. Önce proje sonra uygulama en düşük verene gidiyor. Böyle olunca da sorunlar kaçınılmaz oluyor" diyor. İhale yöntemine karşı çıkan bir başka akademisyen de Prof. Dr. Doğan Kuban. Kuban, restorasyona adi inşaat gibi bakıldığını ve müteahitlerin yüksek miktarlarda para kırdığını söylüyor. Kuban, "sanat eserini koruma en rafine kültürdür. Ona duyarlı insanlar olacak, imkanlar olacak, uzman ve para bulunacak. 'Parayı verdim hadi bana teslim et' olmaz" diyor. Prof. Dr. Zeynep Ahunbay ise, siyasilerin işi aceleye getirmesinin sebebinin oy kaygısı olduğunu belirtiyor. Ahunbay, "belli bir işin belli bir süresi vardır. Boyacı kübü değil ki. 40-50 yıldır bakım görmemiş bir yapıyı ayağa kaldırmak, iğneyle kuyu kazmaya benzer. Ama siyasiler, benim dönemimde bitsin ki benim başarım sayılsın diye bakıyor. Sekiz ay gibi üç ay gibi gülünç süreler veriyorlar" diyor. En düşük fiyat veren müteahhide restorasyon yaptıran devlet, denetim de yapmıyor daha doğrusu yapamıyor. Projeye uymayan firmaya ancak ihbar sonucu müdahale edilebiliyor. Üstelik, başarısız bir restorasyondan geriye dönüş de yok. Sonuçta, ihaleyle tarih kurtarılamıyor. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürü Nadir Avcı, ikinci denetimin devlete ait olduğunu ifade ediyor. Avcı, "restorasyonları denetlemekle görevli 11 röleve ve anıtlar teknik koruma kurulu var ancak bunlar da yetersiz kalıyor" diyor. Türkiye'de restorasyon projeleri hep tartışmaların odağı oldu. Sanat ve tarih çevreleri, devletin kulağını tıkayıp bildiğini yaptığını ileri sürdü. Devletse bu projelerin uzman kadrolarca yapıldığını savundu durdu. Sonuç olarak, sayısız eser, ya kimliğine çok uzak noktalara sürüklendi ya da yok olup gitti. İtalya'da sicili temiz olmayan firmaya ihale velirmiyor Türkiye'de işler böyle yürüyor ama tarihi eser zengini İtalya'da restorasyon çalışmaları büyük bir titizlikle ve dikkatle yürütülüyor. Her şeyden önce, devlet inanılmaz bir şekilde tarihi eserlere sahipleniyor. Orada da müteahhit firmalar devrede ancak devlet bir an olsun, işin ucunu bırakmıyor. Avrupa'da, temiz sicil, sponsorluk ve denetim üzerine kurulu bir restorasyon anlayışı var. Roma'nın ünlü turistik meydanı Navona'daki tarihi Santa Annese kilisesinin restorasyonun hikayesi, 13 yıl öncesine dayanıyor. İtalya'da onarım için sırada bekleyen binlerce yapı arasından Santa Annesi kilisesi'ne sıra ancak geçen yıl gelebildi. Tarihi ve kültürel değeri olan eserler, kişilere de ait olsa, korunması devletin sorumluluğunda. Her bölgenin, mimari, heykel ve resim gibi farklı alanlarda kültür bakanlığına bağlı koruma danışmanları var. Danışmanlar, her yıl yapıların durumunu listeliyor ve bakanlığa ne tür bir restorasyon gerektiği konusunda bilgi veriyor. Restorasyon projesini bakanlık hazırlıyor ve ihaleye çıkılıyor. İtalya'da restorasyon, hem devlet hem de sanat ve tarih çevrelerince ince elenip sık dokunan bir konu. Öyle, bugünden yarına hallocak bir iş olarak görülmediği gibi, restorasyonu üstlenecek firmalar da sıkı bir araştırma sürecinden geçiyor. Devlet, onarıma talip firmaların beş yıllık siciline bakıyor. Başarılı bulunmayan firma ihalenin adını bile ağzına alamıyor. Ayrıca şirketin restorasyon çalışanlarının mutlaka Ravenna, Roma ya da Florasan'daki üç uzmanlık okulundan mezun olması gerekiyor. İhalelerse, kapalı zarf usülüyle yapılıyor. En uygun projeyi hazırlayan firma ihaleyi kazanıyor. Ama devlet bir an olsun, onarımdan gözünü ayırmıyor. Restorasyon boyunca kültür bakanlığına bağlı sorumlu danışmanlar çalışmaların kalitesini denetliyor. Tarihi dokuya uygun olmadığını düşündüğü bir anda duruma el koyabiliyor. İtalya'da da para sorun. Her yıl sayısız yapı, restorasyon için sıraya giriyor. Faturanın altından kalkamayan bakanlık, yapılara sponsor buluyor ve restorasyon masrafını karşılıyor. Çalışma tamamlanana kadar da yapıyı örten perdenin üzerinde sponsor firmanın adı yer alıyor. İtalya'da devlet restorasyonu üç temel üzerine oturtmuş durumda. Deneyimli kadro, sponsorluk ve sıkı denetim. Bu nedenle, restorasyonu tamamlanan yapı için bir kere dönüp arkaya bakma ihtiyacı hissetmiyor.

Başak Çubukcu / CNN TÜRK


<< Arkeoloji kazılara adlı Anasayfaya dönmek için tıklayın   

Bugün 1 ziyaretçi (23 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol