Net'in geniş bilgi Kaynağı - | Spor | Sağlık | Biyografi |

Arkeoloji Kazı Haberleri 2005

Etiketler : Arkeoloji Kazı Haberleri 2005 , Arkeoloji haberleri 2005 , 2005 arkeoloji kazı haberleri

AA
16 Ocak 2006 Pazartesi 

Diyarbakır Surları restore edilecek 
Diyarbakır Surları'nın hatasız ve aslına uygun restore edilmesi için, çeşitli kurumlardan aralarında mimar, sanat tarihçisi ve inşaat mühendisi bulunan 11 kişilik teknik komisyon oluşturuldu. 



DİYARBAKIR - Diyarbakır İl Turizm ve Turizm Müdürü Songül Göksu, 1600 yıl önce Romalılar tarafından bugünkü biçimine kavuşturulan Diyarbakır Surları'nın "Anadolu İslam Tarihi'nin yazıt ve figürlerle belgelendiği, taşlara kazındığı eşsiz bir kültür varlığı olduğunu söyledi."


Yaklaşık 5,5 kilometre uzunluğunda, 10-12 metre yüksekliğindeki bu anıtsal yapı bütünlüğü için 3-4 katlı değişik mimari biçimleriyle 82 burcun yükseldiğini ifade eden Göksu, Diyarbakır Kalesi'nin UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası Listesi'ne geçiçi aday durumunda olduğunu kaydetti.

Kale'nin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının çok önemli olduğunu, surların onarılmasında günümüze gelinceye kadar birçok sıkıntı yaşandığını ve zaman zaman yanlış onarımlar yapıldığını belirten Göksu, surları gelecek nesillere orijinal haliyle aktarılmasının çok önemli olduğunu vurguladı.


HARÇ ÖRNEKLERİ İNCELENİYOR
Surların doğru ve aslına uygun restore edilmesi için Diyarbakır Valisi Efkan Ala'nın talimatıyla geniş katılımlı bir teknik komisyon oluşturulduğunu ifade eden Göksu, "Diyarbakır Valiliği Proje Uygulama Merkezi, Büyükşehir ve Alt Kademe Sur Belediyesi Proje Merkezi, Dicle Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi, İnşaat ve Mimarlar Odaları, Koruma Kurulu ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nden mimar, sanat tarihçisi, arkeolog, inşaat mühendisi olmak üzere 11 kişilik komisyon oluşturuldu. İlk etapta 9 No'lu burç için bir rapor hazırlanarak incelemeler yapıldı. Bu raporlar, Koruma Kurulu'na bildirildi. Geniş katılımlı bir komisyon olduğu için Diyarbakır'ın bütününde Diyarbakır surlarına sahip çıkılmasını sağlayacak. Umuyoruz bundan sonra özellikle surların onarımında bir daha hatalar olmayacak. Komisyon, onarım sırasında numuneler alıyor, bunları büyükşehirlerdeki laboratuarlara göndererek harç örneklerini inceliyor. Bire bir projeye uyulup uyulmadığı, taşların kalınlığı, ölçüleri, teknik şartnameye uyulup uyulmadığı kontrol ediliyor. Komisyon, onarımlarda suçlu bulmak amacını taşımıyor. Amaç hata bulmak değil, doğru iş yapılmasını sağlamak. Surlarımız bundan böyle hatalı onarılmayacak" diye konuştu.

ANTALYA ARKEOLOJİ MÜZESİ



26 Aralık 2005 PazartesiANTALYA 
NTV-MSNBC VE AJANSLAR

Antalya Müzesi'nde, eserler depoda
Antalya Müzesi'nde bulunan 53 bin eserden, 4 bin 686'sı sergilenebiliyor. Bu eserlerin 2 bin 933'ü arkeolojik, 1152'si etnografik, 541'i de sikkeden oluşuyor.

- Halen inşaatı süren ve 2006 yılı başlarında bitirilmesi planlanan müze ek binasının tamamlanmasından sonra, Antalya Müzesi'nin depo sorununun da çözümlenmesi planlanıyor.

Tarihi eserlerin, daha uzun bir süre depolarda kalmaya devam edeceği gözüküyor. Antalyalılar, turizm yoluyla ülke ekonomisine milyarlarca dolar katkı sağlayan şehre, yeni bir müze kazandırılmasını istiyor.

SAGALLASOS

sagallasos-agora.jpg

Site editörü Ali Güneygül SAGALLASOS Agorasında. Yukarı Agorayı Aşağı Agoraya bağlayan merdivenler ayni görkemini koruyor. SAGALLASOS'a Ağlasun ilçesinden 7 Km.lik asfalt bir yolla ulaşılıyor. Arka planda sis kaplamış Toroslar

AA
27 Aralık 2005 Salı
Antoninler Çeşmesi'ne restorasyon
Aygaz Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ömer Koç, Anadolu'nun en zengin ve tarihsel birikimine
sahip antik kentlerinden Sagalassos'un görkemli yapısı Antoninler Çeşmesi'nin Aygaz'ın 
desteğiyle restore edildiğini belirtti.

Restorasyon çalışmaları hakkında bilgi veren Koç, "Restorasyonla, yüzyıllardır suya kavuşmayı bekleyen çeşmeden yeniden sular akmaya başlayacak" dedi. Ömer Koç, Sagalassos'un, Anadolu'nun en görkemli antik kentlerinden biri olduğunu ifade ederek, anıtsal çeşmesi, tapınakları, tiyatrosu ve kütüphanesi ile bir zamanların en varlıklı şehri olan Sagalassos'un bir süre öncesine kadar keşfedilmeyi beklediğini anlattı.


Assos ve Bergama kadar tarihsel özelliklere sahip Sagalassos'un ortaya çıkarılması için 1990'lı yıllarda kazı çalışmalarının başladığını belirten Koç, Aygaz olarak, bu antik kentte bulunan Antoninler Çeşmesi'nin restorasyon çalışmalarına destek vermeye başladıklarını kaydetti.

Restorasyon çalışmasının 6 yıl süreceğini bildiren Koç, çalışmalar sonucunda yüzyıllardır suya kavuşmayı bekleyen çeşmeden yeniden suların akmaya başlayacağını söyledi. Koç, "Biz de bu çeşmeyi yeni nesillere aktarmanın gururunu yaşayacağız" dedi.

"ÇALIŞMALAR 2010 YILINDA BİTECEK"
Sagalassos'taki kazıların başkanlığını yürüten Prof. Dr. Marc Waelkens de kazı çalışmaları ve bölgenin tarihi hakkında bilgi verdi.

Waelkens, Antalya'ya 110 km uzaklıktaki Sagalassos Antik Kenti'nin, Batı Toroslar'ın bir parçası olan Ağlasun Dağı'nın güney eteklerinde 1450-1700 metre yükseklikteki meyilli bir arazi üzerinde kurulu olduğunu anlattı.

Kentin kalıntılarının doğu-batı yönünde 2,5 km, kuzey-güney yönünde de 1,5 km'yi kapsayan bir alana yayıldığını belirten Waelkens, ilk olarak 1706 yılında Fransız gezgin Paul Lucas tarafından keşfedilen ve sonraki dönemde Anadolu'ya gelen Avrupalı gezginlerin uğrak noktalarından biri haline gelen Sagalassos'ta arkeolojik kazıların 1990 yılında başlatıldığını kaydetti.

Kazılara Türkiye'den de çok sayıda arkeolog, mimar ve akademisyenin katıldığını ifade eden Waelkens, 'Çeşmelerinin görkemiyle anılan Sagalassos, 9 bin kişilik tiyatrosuyla dünyanın en yüksek rakımlı tiyatrosu ve kendine has kaya mezarlarıyla da dikkat çekiyor. Sagalassos'ta bulunan ve Traian dönemine tarihlenen Ares, Herakles, Hermes, Zeus, Athena ve Poseidon büstleri, antik dönem heykeltıraşlığının önemli örneklerinden sayılıyor. Ayrıca, içinde pek çok havuz bulunan Roma Hamamı da iki katı korunmuş şekilde günümüze ulaşmış dedi.

Antoninler Çeşmesi'nin yaklaşık 2000 yıl önce Roma İmparatorluğu zamanında prestij göstergesi olarak inşa edildiğini belirten Waelkens, 28 metre cepheli ve 9 metre yüksekliğindeki anıtsal çeşmenin restorasyonunun ve depreme karşı güçlendirme çalışmalarının 2010 yılında tamamlanmasının planlandığını söyledi.

Waelkens, M.S. 500 yılında yaşanan depremde yıkılan ve toprak altında kalan Antoninler Çeşmesi'nin, yedi farklı renkteki taşlarıyla dikkat çektiğini ifade etti.

AYGAZ'A Arkeolojiye verdiği Destekten ötürü Site Adına Teşekkür Ederiz 

Site editörü Ali Güneygül SAGALLASOS Agorasında. Yukarı Agorayı Aşağı Agoraya bağlayan merdivenler ayni görkemini koruyor. SAGALLASOS'a Ağlasun ilçesinden 7 Km.lik asfalt bir yolla ulaşılıyor. Arka planda sis kaplamış Toroslar

ALLIANOI 

Allianoi'ye nefes aldıran karar
İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Yortanlı Barajı suları altında kalacak olan Allianoi Antik Kenti için -Kültür ve Turizm Bakanlığı konuyla ilgili çözüm üretene kadar- barajda su tutulmaması gerektiği kararını açıkladı. 

30 Ekim 2005 PazarBERGAMA 
Allianoi Antik Kenti'yle ilgili son noktayı İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu koydu. Daha önce aldığı kararla, bölgeyi 1. derece arkeolojik SİT alanı ilan eden kurul, yaptığı toplantıda Allianoi antik termal kalıntılarının kültürel bir değer taşıdığı ve dünya mirası literatürüne girebilecek nitelikte korunması gerekli kültür varlığı olduğu kararına vardı.

Alman arkeologların Truva merakı


Alman arkeologlar, uzun yıllar Truva'da kazı yapan Manfred Korfmann'ın ölümünden sonra da arkeolojik kazı çalışmalarını sürdürmek istediklerini belirtti.
Korfmann'ın yerine kazı çalışmalarının yöneticiliğini üstlenen Peter Jablonka, Türk makamlarından bugüne kadar alınan kazı lisansının Korfmann'ın adıyla bağlantılı olduğunu, bu nedenle yeni bir lisans talebinde bulunduklarını söyledi. 
Jablonka, Korfmann'ın yıllardan beri hayali olduğu için Türk hükümetinden ayrıca Truva'da bir müze kurulması konusunda girişimde bulunduklarını kaydetti. 
Kazı çalışmaları için de Tübingen Üniversitesi'nden araştırma parası talep ettiklerini ifade eden Jablonka, gelecek yıllarda antik Truva kentinin alt kısımlarında küçük kazı çalışmaları yapacaklarını söyledi.
15.11.2005

Kaynak : AA

akoren.jpg

AKÖREN KALINTILARI 
AKÖREN

1500 yıl korundu, 10 yılda yok edildi 


AA
21 Aralık 2005 

Adana'nın Aladağ İlçesi'ne bağlı Akören Beldesi'nde yan yana bulunan tarihi kiliseler ve kaya mezarlar, bütçe yetersizliği nedeniyle bekçinin işine son verilince, definecilerin talanına uğradı. 

- Beldede çoğu hazine avcıları tarafından yağmalanan tarihi eserlerin bir kısmı da ilköğretim okulu bahçesinde sergileniyor. Beldeye yakın bir noktadaki tepede birbirine yakın inşa edilen ve M.S. 6. yüzyıldan kaldığı belirtilen 3 kilisenin tavanı tamamen çökerken, duvarlarının önemli bölümünün yıkıldığı, iç mekandaki çok sayıda dini sembolün de söküldüğü gözlendi. Dağ eteklerindeki kaya mezarlar altın bulma umuduyla yağmalanırken, bir krala ait olduğu belirtilen mezar ise dinamitlerle parçalandı.

Belde Belediye Başkanı Ahmet Solaklıoğlu, bölgede turizme yönelik ciddi yatırımların yapılmaması ve yeterli korumanın sağlanamaması nedeniyle tarihi eserlerin tek tek kaybolduğunu söyledi.

Yaklaşık 10 yıl öncesine kadar bölgede Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde bir bekçinin görev yaptığını ve definecilerin saldırısına karşı eserleri koruduğunu vurguladı.

Solaklıoğlu, bütçe yetersizliği nedeniyle bekçinin işine son verilmesinin ardından bölgedeki tarihi eserlerin bilinçsiz şekilde tahrip edilmeye başlandığını söyledi.

"MEZAR PARÇALARIYLA, TARLALARIN ÇEVRESİ İŞARETLENİYOR!"

Bölge halkının tüm çabasına karşın başka il ve ilçelerden gelen hazine arayıcılarının özellikle kaya mezarları tahrip ettiğini ifade eden Solaklıoğlu, Belde tarihi açıdan birçok uygarlığa evsahipliği yapmış. Hatta 5-6 yıl önce bir Alman arkeolog ekibi bölgede araştırma yaptı. Arkeologlar, kaya mezarların ve kilisenin Hıristiyanlık tarihi açısından önemli değere sahip olduğunu vurguladı. Ancak, ne yazık ki eserlere sahip çıkamadık. Halen bazı vatandaşlar, mezarlardan çıkardıkları büyük kaya parçalarını tarlalarının çevresini kapatmak için kullanıyor. Biz Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü yetkililerinden buraya yatırım yapması, en azından bir büfe ile tuvalet kurmasını istedik. Böylelikle turistlerin bölgeye gelmesi için ilk adım atılabilirdi"diye konuştu.

"DEFİNECİLİK ORGANİZE SUÇTUR"

Bölgede araştırma yapan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Hamdi Sayar da defineciliğin organize suç olduğunu, tarihi eser kaçakçılığıyla ilgili yurt içi ve yurt dışında pazar oluşturulması sonucu tarihi eserlerin bilinçsiz şekilde yok edildiğini belirtti.

Sayar, vatandaşların, her tarihi eserin altında hazine aradığını, sembolleri ise, altınların yerini gösteren işaretler olarak değerlendirdiğini anlattı.

"ÖZEL ARAZİ GÜVENLİK TEŞKİLATI KURULMALI"

Kaçakçılar tarafından yüksek fiyatlarla pazarlanmak istenen bu nedenle tahrip edilen tarihi eserleri korumak için etkin çalışma yapılması gerektiğini ifade eden Sayar, "Çukurova Bölgesi'nin hemen her karışında tarihi eser bulunuyor. Ancak, bu eserler ya köylüler ya da (hazine avcıları) tarafından yok ediliyor. Özellikle Kozan, Karaisalı ve Aladağ ilçelerine bağlı dağlık köylerde Geç Roma-Erken Hıristiyanlık dönemlerine ait tarihi yerleşim yerleri bulunuyor. Türkiye, tarihi eser varlığı açısından dünyada birinci sırada yer alıyor. Ancak, bu varlığı koruyamıyoruz. Özel bir arazi güvenlik teşkilatı kurmak gerekir. Devletin mevcut kadro imkanlarıyla bunu gerçekleştirmek de mümkün değil" diye kaydetti.

Sayar, çocukların okul sıralarında tarihi varlıklarla ilgili bilgilendirilmesinin önemine değinerek, Milli Eğitim Bakanlığı'nca ders kitaplarına ülke genelinde ve bölgedeki eski eserlerin niteliğiyle ilgili bilgilerin yer verilmesi gerektiğini söyledi.

Çıkarılan tarihi eserlerin hor kullanıldığını, gerekli önemin verilmediğini ifade eden Sayar, "Bu kadar geniş alana yayılan tarih eserleri çıkartarak, bir yerlerde muhafaza etmek bugünkü imkanlarla mümkün değil. Çünkü bu eserleri koruyacak bütçe, ekipman ve imkan yok. Tarihi eserlerin yağmalanmaması için köylerde bekçi bulundurulmalı ve kaçak kazıları önlemek için detektörlerin yasaklanması gerekir" dedi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Zeki Yılmaz da, illerindeki tarihi eser varlığının fazlalığına dikkati çekerek, "Kadro yetersizliği en büyük sorunlarımızdan biri. Bu eserlerin tamamını imkansızlıklar nedeniyle ne yazık ki etkin koruyamıyoruz" dedi.

AIGAI 
2005-11-26 

Doğer: 'Ben Aigai'nin eriyim'

Türkiye'deki en verimli kazı alanının Aigai kenti olduğunu belirten Tül, "Aigai çok sağlıklı bir kazı alanı ve burası daha çalışmaların 3. yılında müzeleştirilmesi kararı alınıyor. Bu yerel kalkınma açısından çok önemlidir" dedi.

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Doğer, İletişim Kitabevi'nde gerçekleşen "Aigai Kazı çalışmaları" adlı konferansta Manisa Kösele Köyü yakınlarındaki Aigai antik kentini değerlendirdi. Prof. Dr. Ersin Doğer; "M.Ö. 3.yy.dan kalma tek bir yazıt bile Kent Meclisi'nin çalışmaları hakkında tarihe katkıları olacaktır" diye konuştu. 

Manisa İl sınırları içinde Şakran'a 15 kilometre uzaklıkta bulunan Aigai kentinde yapılan kazı çalışmaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Doğer; "50 hektarlık alanda yapılan çalışmalarda 30 işçi ve 25 arkeolog görev aldı. Burada çevre düzenlemeleri ve kazılar yaptık. Kazılar sonunda da birçok tarihi kalıntılarla karşılaştık. 4 gövde ve 6 portre heykelleri çıktı. Bunların yanısıra çanak,çömlek ve kentin ileri gelenlerinin onurlandırıldığı yazıtlar bulundu" dedi. Ayrıca Aigai kentinde tarihi aydınlatacak bulguların olduğunu söyleyen Prof. Dr. Doğer; "Tarihi bir yer ne kadar kazılırsa kazılsın geride bir şeyler kalıyor"dedi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Tül ise "Aigai'nin eriyim ben. Ömrümü orada bitirmek istiyorum"dedi.

Türkiye'deki en verimli kazı alanının Aigai kenti olduğunu belirten Tül, "Aigai çok sağlıklı bir kazı alanı ve burası daha çalışmaların 3. yılında müzeleştirilmesi kararı alınıyor. Bu yerel kalkınma açısından çok önemlidir" diye konuştu.

Müze yapılmasına TBMM tarafından kesin karar verildiği takdirde görevi seve seve kabul edeceğini söyleyen Tül, gelecekteki Aigai Müzesi hakkında da bilgi verdi. Müzede 30 kişilik bir konferans alanı, yazıtları sergileme vitrinleri, dükkanlar ve dinlenme mekanları bulunacak.

Milet Müzesi'nden "tarih" çalındı
Milet Müzesi'nde, bekçiyi etkisiz hale getiren beş kişi, tarihi eserleri alarak kaçtı.


AA
03 Kasım 2005 PerşembeAYDIN - 
Plakası tespit edilemeyen bir otomobille Milet Müzesi'ne gelen beş kişi, müzede bekçilik yapan Turan Özveren'i etkisiz hâle getirdi. Özveren'i iple bağlayan zanlılar, müzeden bazı tarihi eserleri alarak, olay yerinden kaçtı.
Sabah nöbet değişimi sırasında farkedilen olay sonrası Jandarma bölgede geniş çapta operasyon başlattı.

08 Kasım 2005 Salı ANTALYA 
Likya Arkeolojisi Antalya'da tartışılıyor
Dünyanın en kapsamlı Likya Arkeolojisi kongresi AKMED'in evsahipliğinde 7 - 10 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenleniyor. 

- Dünyanın ve Türkiye'nin en ünlü Eskiçağ bilimcileri III. Uluslararası Likya Sempozyumu için Antalya'dalar. Suna ve İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü / AKMED, kuruluşunun 10. yıldönümünde düzenlediği III. Uluslararası Likya Sempozyumu'nda dünya çapındaki ünlü arkeologları ve bilimadamlarını bir araya getirdi.


7-10 Kasım 2005 tarihleri arasında Antalya Talya Otel Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilmekte olan III. Uluslararası Likya Sempozyumu'nda, uluslararası üne sahip bilimadamları ve yıllardır Likya bölgesinde çalışan konularının duayeni isimler, Likya uygarlığının tarih öncesi çağlarından başlayarak Ortaçağın sonuna kadar uzanan süreçteki uzun geçmişini irdeliyorlar.

Yerli ve yabancı 100'ü aşkın bilim adamının katıldığı, 80 bildirinin sunulacağı III. Uluslararası Likya Sempozyumu'nda, dört gün boyunca gerçekleşecek tartışmaların ve özgün sergilerin yanı sıra, Likya uygarlığı ile ilgili tarihi belge niteliğindeki yayınlar da arkeoloji ve bilim dünyasına kazandırılacak.

Geçmiş zamanların "ışık ülkesi" olarak bilinen, Göçek'ten Antalya'ya uzanan yarımadada yerleşik, henüz dilleri çözülememiş olmasına karşın, özgün kültür mirası ile arkeologların en çok ilgisini çeken uygarlıklardan birisi olan Anadolu kökenli Likya uygarlığı, özgürlükçü, kahraman ve kadını öne taşıyan anaerkil yapısıyla biliniyor. George Washington'un ABD'yi kurarken, dünya tarihinin ilk demokratik yapısı olarak dikkati çeken Likya Demokrasisi'nden esinlendiği söyleniyor. 

İlki 1977 yılında Fransız Arkeoloji Enstitüsü tarafından İstanbul'da, ikincisi 1990 yılında Avusturya Bilimler Akademisi tarafından Viyana'da düzenlenen Uluslararası Likya Sempozyumu'nun, 15 yıl aradan sonra, üçüncü toplantısının Antalya'da, bir başka deyişle Likya'da yapılıyor olması yurt içi ve dışında ilgi topluyor. "İşte Likya" sloganı ile hazırlanan sempozyumun sonuçlarının yayınlanacağı, AKMED tarafından hazırlanacak kitapların Likya tarihine önemli bir tanıklık yapması bekleniyor.

AKMED'in kurucularından İnan Kıraç, Suna ve İnan Kıraç Akdeniz Medeniyetleri Araştırma Enstitüsü'nün 10. yılında düzenlediği III. Uluslararası Likya Sempozyumu'nun bilim dünyası için önemine dikkat çekerek, Antalya bölgesi yalnız turizm açısından değil, arkeolojik açıdan da çok zengin. Ören yerlerimizi daha iyi değerlendirebilir ve bilinir hale getirebilirsek, bu hem çok zengin Anadolu kültürüne ışık tutabilecek, hem de Antalya yöresinin turistik açıdan kışın da ziyaret edilmesine neden olabilecektirdiye konuştu.

www.akmed.org.tr

AA
23 Ağustos 2005 Salı
Binlerce yıllık kehanetler can buldu
1. Uluslararası Antik Dönemde Kehanet ve Batı Anadolu'daki Apollon Kültleri Sempozyumu çerçevesinde, binlerce yıllık kehanetler, Apollon Klaros Tapınağı'nda, teatral biçimde yeniden canlandırıldı.


Antik dönemde, birçok önemli kehanetin gerçekleştiğine inanılan -dünyadaki en önemli 3 kehanet merkezinden biri olan- Apollon Klaros Tapınağı'nda, Manisa'daki Ağlayan Kaya mitinin gerçekleşmesi ve Büyük İskender'in İzmir'i kurmasına ilişkin kehanetler binlerce yıl sonra yeniden canlandırıldı.


Etkinlik, Ege Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurdan Şahin önderliğinde düzenlenen 1. Uluslararası Antik Dönemde Kehanet ve Batı Anadolu'daki Apollon Kültleri Sempozyumu'na katılan Türk, Alman, Fransız ve İtalyan bilimadamlarının yanı sıra yüzlerce vatandaş tarafından izledi.




Apollon Klaros Kazısı'nda da görev alan Ege ve Dokuz Eylül üniversiteleri arkeoloji bölümü öğrencilerinin teatral biçimde sunduğu gösteride, Kahin Manto'nun, Anadolu'nun doğurgan kadın figürlerinden 12 çocuk annesi Niobe'nin tanrılara karşı gelmesi sonucunda uğrayacağı ceza ve Büyük İskender'e tanrıların İzmir'i kurmasını istemesini haber vermesi anlatıldı.




NİOBE'NİN AĞLAYAN KAYAYA DÖNÜŞMESİ
Yarı tanrı yarı ölümlü olan Niobe, 6'sı kız, 6'sı erkek 12 çocuk dünyaya getirmiş ve bununla büyük bir övünç duymaktadır. Öyle ki, kendini beğenmişliğe kadar uzanan bu övünç, bir gün tanrıları kızdıracak seviyeye çıkacaktır. Rüyasında çocuklarını emzirirken göğsünden kan geldiğini, canının yandığını, buna karşın çocuklarının kan damlalarını büyük bir açlıkla ve canını acıta acıta içmeye devam ettiğini gören Niobe, bunun anlamını Klaros'ta Kahin Manto'ya sorduğunda, yarı ölümlü yarı tanrı ruhunun ona rahat vermemekte olduğunu, tanrısal hırsının sürmesi halinde başına büyük bir felaket geleceğini öğrenir. Oysa yine de bu hırsının kurbanı olacaktır. Zeus'un ölümlü eşi Apollon'un ve ikiz kız kardeşi Artemis'in annesi Leto, bir gün adına bayram düzenlenmesini ister. Tüm Thebai halkı Leto'nun bu arzusuna uyar ve büyük bir şenlik düzenleyerek kutlama yapar, adına kurbanlar keser. Niobe, sadece 2 çocuk doğuran Leto'yu küçümser ve Leto için kutlama yapılmasını anlamsız bulur. Kutlama yapanlara, Ben bu kadar çocuk doğurmuş bir anayım. Bana bayram yapacağınıza, şu iki çocuk doğurmuş kadına mı yapıyorsunuz deyince, Kahin Manto'nun kehaneti doğrulanır ve Niobe, tanrılar tarafından cezalandırılır. Niobe'nin 12 çocuğu da ölür. Bu acıya dayanamayan Niobe, acısıyla tanrılardan ölmeyi ister ve Ne toprak alsın bedeni mi ne de deniz diye yalvarır. Niobe, artık kaybettiği çocuklarının acısıyla ağlayan bir kayadır.

İZMİR'İN, BÜYÜK İSKENDER TARAFINDAN KURULUŞU
Apollon Klaros'ta gerçekleşen bir diğer önemli kehanette de Büyük İskender'e, tanrıların Pagos Dağı'nın eteklerinde bir kent kurması isteği iletiliyor. O kent, İzmir'dir.

Korkulu bir rüya gören Büyük İskender, uyandığında hala kulaklarında Pagos Dağı'nın eteklerinde bir kent kur sesini duymaktadır. Hemen komutanlarından birini Apollon Klaros'a gönderir ve rüyasının anlamını sorar. Tanrıların isteğini Kahin Manto aracılığıyla tam olarak öğrenen Büyük İskender, İzmir'i kurar.



APOLLON KLAROS TAPINAĞI
Antik dönemde, geleceklerini şekillendirmeleri noktasında insanlara yol gösteren ya da onay veren kahin özelliğindeki Tanrı Apollon, adına inşa edilmiş tapınaklarda kendisine başvuran tebâsına tapınakta görevli kahinler aracılığıyla yol gösteriyordu. Antik dönemde dünyadaki en önemli 3 tapınaktan biri konumundaki bugünkü İzmir'in Menderes İlçesine bağlı Özdere Beldesi Ahmetbeyli Mahallesinde bulunan Apollon Klaros Tapınağı da özellikle dolunay zamanları, Apollon'a sorularını yöneltmek isteyen ölümlülerle dolup taşıyordu.

AKSARAY MÜZESİ AÇILIYOR 
BİRGÜN GAZETESİ 12 Kasım 2005

Aksaray'da aralık ayında açılışlı yapılacak yeni müze binasında aralarında 10 bin yıl önce beyin ameliyatıyapılan kafatasının da bulunduğu 9 bin 500 arkeolojik
buluntu sergilenecek. Aksaray Valisi Hüseyin Avni Cofl, Aksaray sınırları içindeki doğal 
güzelliği ile dünyadakiender kanyonlar arasında yer alan Ihlara Vadisi'nin,aynı zamanda arkeolojik zenginliğe sahip olduğunu
belirtti.

İnsan yaşlarına ait izlerin 10 bin yıldan 
daha geriye gittiği bölgede, yıllardır devam eden arkeolojik çalışlmalarda bulunan eserlerin
Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve Niğde Müzesi'nde
sergilendiğini anlatan Cofl, ''Aksaray il olduktan sonra ortaya çıkarılan buluntular ise tarihi bir bina olan Bedriye Medresesi'nde depolanıyordu'' dedi. Depoda bekleyen binlerce arkeolojik buluntunun sergilenerek turizme kazandırılması için sürdürülen çalışlmalarda sona gelindiğini
vurgulayan Cofl, şlunları kaydetti: ''Aksaray şehirlerarası
Otobüs Terminali yakınındaki alana infla edilen müze
binasının yapımı tamamlandı. Ihlara Vadisi içinde bulunan
ve ilk dönem Hıristiyanlığa ait Çanlı Kilise'de,mumyalanmış
cesetler bulunmuşltu. Aralık ayında açılışılışın yapaca
ğımız yeni müze binasında, Ihlara Vadisi'ndeki kiliselerde
bulunan bu mumyalar da sergilenecek.
Yapılacak olan tanıtıma bağlı olarak özellikle Avrupalı
turistlerin büyük ilgi gösterece¤ini inandığımız bu müzeyi,
Aksaray'a kazandırmaktan mutluluk duyuyoruz.''
Bugüne kadar depolarda bekleyen ve müzede ilk kez
sergilenecek 9 bin 500 arkeolojik buluntu arasında10 bin
yıl öncesine ait beyin ameliyatı izleri taşıyan bir
kafatası
da bulunuyor. Müzede yer alacak buluntuların büyük bölümü,
Acemhöyük, Aşıklıhöyük, Musular ve Darphane kazılarında elde edildi.

EN ESKİ CERRAHİ OPERASYON
Bir kadın iskeletine ait beyin ameliyatı yapılmış 10 bin yıllık kafatası, Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Özbek başkanlığındaki
ekibin, Aşıklıyük'te yaptığı araştırma sonucu bulunmuşltu.-
İk kez sergilenecek kafatasında, dünyanın en eski
cerrahi operasyonlarndan birinin gerçeklefltirildiıi sanılıyor.-
10 bin yıllık sır sergileniyor
Aşıklıhöyük!te yapılan
kazılarla ortaya çıkarılan
beyin ameliyatı yapılmış
10 bin yıllık kafatası
Aksaray'da açılacak müze
binasında ilk kez sergilenecek
Neolitik dönemde beyin ameliyatı
Radyoskopik ve makroskopik incelemeden sonra
kafatasndaki çok
düzgün küçük yuvarlak deliğin, cerrahi bir operasyon sonucu oluşltuğu
ve 'Trepanation' adı verilen beyin ameliyatının yapıldığı
anlaşıldı.

Hitit surları turizme açılacak
04.10.2005 

Hitit medeniyetinin başkenti olarak bilinen Çorum'un Boğazkale İlçesi Hattuşa ören yerinde Aşağı Şehir Bölgesi'nde orijinaline uygun olarak yapılan Hitit surları gelecek yıl turizme açılacak.


Alman Arkeoloji Enstitüsü adına bölgede kazı çalışmalarını yürüten Kazı Başkan Yardımcısı Arkeolog Ayşe Seeher, 2003 yılında çalışmalarına başlanan Hitit surlarının yapımının tamamlandığını anlatarak, Hattuşa kazılarının 100. yılında turizme açılacağını ifade etti. 

10 bin yıllık medeniyet: Diyarbakır

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin merkezi konumunda olan ve 30 medeniyete beşiklik etmiş Diyarbakır, 10 bin yıllık tarihin izlerini taşıyor.

Diyarbakır
AA

24 Nisan 2005 Yontma Taş ve Mezolitik devirlerde, Diyarbakır ve çevresindeki mağaralarda yaşanmış olduğu, yapılan arkeolojik araştırmalarla anlaşılmış. Eğil-Silvan yakınlarındaki Hassun, Dicle Nehri ve kolları üzerinde Ergani yakınlarındaki Hilar mağaralarında bu çağdan kalma kalıntılar tespit edilmiş.

Anadolu'nun en eski köy yerleşmelerinden biri olan tarımcı köy topluluklarının en güzel örneğini veren Ergani yakınlarındaki Çayönü Tepesi, günümüzden 10 bin yıl önceye tarihlenmesiyle sadece bölge tarihine değil, dünya uygarlık tarihine de ışık tutuyor.

İLK TARIM VE HAYVANCILIK
M.Ö. 7500-5000 yılları arasında aralıksız olarak, daha sonra da aralıklarla iskan edilmiş olarak günümüzdeki kent uygarlığının ilk temellerinin atıldığı Çayönü, göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine geçilen Neolitik Devrimolarak da bilinen teknolojik yaşam biçimi, beslenme ekonomisi ve insandoğal çevre ilişkilerinin tümüyle değiştiği kültür tarihiyle ilgili buluşlarda birçok ilki de içeren canlı ve ilginç bir yerleşme alanı.
Ergani yakınlarındaki Grikihaciyan Tepesi'nde M.Ö. 5000 yılları başına tarihlenen Gelişkin Köy Evresi ya da Kalkolitik Çağ olarak adlandırılan Halaf Kültürü'nün sonlarına tarihlenen tek bir kültür evresi görülmüş.
Diyarbakır'ın Bismil İlçesi yakınlarındaki Üçtepe Höyük'te yapılan ve henüz bitirilmemiş olan kazı çalışmalarında ise Yeni Asur, Helenistik ve Roma İmparatorluk dönemine ait bir merkez ortaya çıkarılmış.
Diyarbakır Roma-Bizans, Türk, Pers ve Arap devletlerinin zengin tarihi ve kültürel değerlerini taşıyan ortak bir kültür mirası olarak günümüze kadar gelmiş.

Allianoi büyük tehdit altında! 
Bergama'daki Allianoi Antik Kenti'ni su altında bırakacak Yortanlı Barajı'nın yapımına hız verilmesi, arkeologları endişelendiriyor. Arkeologlar, Allianoi'un koruma altına alınmadan, su altında bırakılmasını katliam olarak değerlendirdi. 

14 Nisan 2005 7 yıl önce kazı çalışmalarına başlanan Allianoi Antik Kenti günışığına çıkarılamadan su altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya. 1800 yıllık tarihi olan Allianoi halen kullanılabilecek sıcak suya sahip. Dünyanın en iyi korunmuş sağlık yurtlarından biri olan antik kent, yapımına hız verilen Yortanlı barajı'nın suyu altında kalabilir.
Yortanlı Barajı'nın 7 ay içinde tamamlanması planlanıyor. Arkeologlar bu süre içinde antik kenti kurtarmak için çalışmaları hızlandıracaklarını belirtiyor.
Bu yıl Haziran başında ödenek gelsin ki kazı çalışmalarına başlayıp mesafe kat edelim. Belgelenmeden su altında kaldığı takdirde bu tam bir katliam olur. Su altında kalması da bir katliamdır. Yani barajın yapılmasına karşı değiliz ama Allianoi'un koruma altına alınarak yapılması çağdaşlıktır.
Allianoi'un su altında kalma olasılığı Bergamalılar'ı da endişelendiriyor. 5 yıl önce bir Afrodit Heykeli'nin ortaya çıkarıldığı antik kent önemli bir gelir kaynağı.
Bergamaya 600 bin civarında kültür turisti geliyor. Bergama'da bir turizm gerçeği var. 600 bin turist potansiyeli var. Bu insanların Allianoi'e çekilmesi demek ilçe ve ülke ekonomisine büyük katkı sağlayacaktır. Tarım önemlidir yadsımıyoruz ama turizm gelirlerinin Bergama için çok daha fazla katkı sağlayacak.

Kapadokya tarihine günışığı vuracak

Kapadokya'da bu yıl 3 merkezde yürütülecek kazı çalışmaları için havanın ısınması bekleniyor.

Nevşehir
AA

4 Nisan 2005 Nevşehir Müze Müdürü Halis Yenipınar, Kadirah Deresi Bölgesindeki sütunları, Suvermez Beldesi'ndeki Ortodoks Kilisesi'ni ve Şahinefendi Köyü'ndeki Roma dönemine ait hamamla, toplantı salonunu günışığına çıkarmaya çalışacaklarını açıkladı.

İl merkezinde bulunan Kadirah Deresi Bölgesi'ndeki sütunların Nevşehir Belediyesi'nin çalışmaları sırasında ortaya çıktığını belirten Yenipınar, Sütunların ait olduğu dönemi henüz belirlemedik. Buradaki kazı çalışmalarını belediyeyle işbirliği içinde yürüteceğizdedi.
Derinkuyu İlçesi'ne bağlı Suvermez Beldesi'ndeki 19. yüzyıla ait Ortodoks Kilisesi'nde de Suvermez Belediyesi işbirliğiyle kurtarma kazısı yapacaklarını vurgulayan Yenipınar, Ürgüp İlçesi'ne bağlı Şahinefendi Köyü'nde, Roma dönemine ait tarihi hamam ve toplantı salonunun günyüzüne çıkarılması için 2002'de başlattıkları kazıları sürdüreceklerini ifade etti
Yenipınar, kazı çalışmaları için Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 20 bin YTL (20 milyar lira) ödenek göndereceğini kaydetti.

side_ostothek.jpg

SİDE
13 Şubat 2005 
Side kazılarında işlemeli ostothek Antalya'nın Manavgat İlçesi'ne bağlı Side'de sürdürülen kazı çalışmalarında, kentin girişindeki Doğu Nekropol bölümünde İ.S. 1. Yüzyıl'da bir soylu için yapıldığı sanılan ostothek (lahit mezar) ortaya çıkarıldı.
- Side Müze Müdürü Arif Küçükçoban, İ.S. 1. Yüzyıl'a ait olduğu düşünülen lahitin içinde küller ve kemik kırıntıları bulunduğunu açıkladı. O dönemlerde ölen insanların yakıldıktan sonra kül ve kemik kırıntılarının Ostothek denilen bu mezarlara konulduğunu belirten Küçükçoban, bir soyluya ait olduğu sanılan lahitin dört köşesinde kabartma boğa başları bulunduğunu bildirdi. Eserin bir kenarına da kapı işlenmiş olduğunu, bunun "ölüler dünyasının kapısı"nı simgelediğini anlatan Küçükçoban "Eserin şimdiye kadar bulunan lahitlerden daha erken bir tarihe, İ.S. 1. Yüzyıl'a ait olduğu düşünüyoruz. Müzemizde buna benzer bir eser yoktu" dedi. Küçükçoban, böylesine sağlam ve güzel bir eserin ortaya çıkarılmasının sevincini yaşadıklarını belirterek, lahit mezarın ziyaretçilerin de yoğun ilgisini çektiğini söyledi. 
Side Belediyesi'nin Antik Side adı verilen bölgede toprak aşınması sonucu başlattığı temizlik çalışmasında tarihi mezarlar ve lahitlerin bulunduğu Doğu Nekropol alanı ortaya çıkmıştı. Side Müze Müdürlüğü'nün bu alanda Side Belediyesi'nin de desteğiyle başlattığı kazı çalışmalarında çeşitli buluntulara rastlanmıştı. 

Agora kazı alanı genişletiliyor 
İzmir;de, toplam büyüklüğü 4 bin 65 metrekarelik 20 parsel, Agora kazı alanına dahil edilecek, parseller üzerinde bulunan 14 bina İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu gözetiminde yıkılacak. 


İzmir
AA 

3 Şubat 2005 ; Kentin en önemli kazı alanlarından olan ve 22 bin 400 metrekare alanda yılın 12 ayı devam eden Agora kazılarının alanı genişletiliyor. Agora Çevresi Koruma-Geliştirme ve Yaşatma Projesi çerçevesinde belediye, Agora çevresinde bazı binalarda kamulaştırma çalışmaları yapıyor. Bu çerçevede kamulaştırılan alanlar ile ilgili yasal süreç tamamlandı ve mülkiyet belediyeye geçti. 


İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ile bağlantıya geçildi ve bölge 1. derecede arkeolojik SİT bölgesi olduğu için belediye mülkiyetindeki yerlerde bulunan 14 binanın yıkımı için izin alındı. Arkeolog gözetiminde binaların yıkılacağını belirten yetkililer, Fen İşleri Daire Başkanlığı;nın bu binaların yıkımı için 4 Şubat;ta ihaleye çıkacağını kaydettiler. Belediye mülkiyetindeki diğer 5 parselin boş ve bir parsel üzerinde de antik duvar kalıntısı olduğunu belirten yetkililer, ;Agora ve Çevresi Koruma-Geliştirme ve Yaşatma Projesi çerçevesinde ilk etapta 20 parsel belirlendi. Bu parseller yasal süreç sonucu kamulaştırıldı. Böylece dar bir alana sıkıştırılmış Agora kazı alanı daha da belirgin hale getirilecek. Binaların yıkımıyla birlikte özellikle katlı otopark tarafından bölge daha da belirgin ortaya çıkacak. Bu bölgede yer alan giriş kapısı yeniden ele alınarak düzenlenecek ve güzelleştirilecek. Artık İzmir;e gelen turistler bu kapıdan Agora;ya giriş yapabilecekler; diye konuştular.
Proje çerçevesinde ilk etapta 90 binanın daha kamulaştırılması gerektiğini belirten belediye yetkilileri, böylece Agora kazı alanının İkiçeşmelik Caddesi olarak da bilinen Eşrefpaşa Caddesi;nden de görünebileceğini, etrafındaki gecekondu görünümünün de bir ölçüde yok olabileceğini bildirdiler.


<< Arkeoloji kazılara adlı Anasayfaya dönmek için tıklayın   

Bugün 1 ziyaretçi (16 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol