Net'in geniş bilgi Kaynağı - | Spor | Sağlık | Biyografi |

Aşağı Pınar Höyük

Etiketler :  Aşağı Pınar Höyük makalesiAşağı Pınar Höyük  arkeoloji makalesi

Aşağı Pınar Höyük

İl merkezinin hemen güneyinde, kent içi sayılacak bir yerde Aşağı Pınar ve Kanlıgeçit kazıları yapılır. Bunlardan Aşağı Pınar mevkii, İÖ 6500 ile 4300 yılları arasındaki dönemi, Kanlıgeçit ise, İÖ 3200 ile 2000 yılları arasındaki süreci temsil eder. Trakya'ya tarımı, hayvancılığı, çiftçiliğe dayalı köy yaşantısını ilk kez Anadolu'dan getiren toplulukların, il merkezinin 500 metre kadar güneyinde Asılbeyli köyü yolu üzerindeki tatlı su kaynağını yerleşim yeri olarak seçtikleri anlaşılmaktadır. O tarihlerde pınardan çıkan suyun, bugün Haydardere olarak bilinen çukurlukta küçük bir göl oluşturduğu ve bu gölün çevresinde seyrek ağaçlardan oluşan bir ormanın varlığı bilinir. Aşağı Pınar mevkiindeki ilk yerleşime ait, çok odalı ahşap bir yapı kompleksi, 2003 yılındaki kazı çalışmaları ile ortaya çıkarıldı. Bu yapının içinde, bölgenin tarımsal zenginliğini gösteren buğday, arpa, fiğ, baklagiller, mercimeğin yanı sıra, başta badem olmak üzere çeşitli yemişler düzenli bir şekilde depolanmış olarak bulundu. Aynı yapıda, Anadolu kökenli koyun, keçi ve domuzun yanı sıra Trakya'ya özgü, Anadolu sığırından daha büyük bir cins sığır ile bölgedeki orman ve steplerde yaşayan av hayvanlarının kalıntılarına rastlandı. Bu topluluğun kullandığı ve çok özenle yapılmış bazıları beyaz boyalı, kırmızı renkli kap kacak, bu malzemenin en yakın benzerlerinin bulunduğu İç Batı Anadolu ile olan yakın ilişkilerini gösterir. Çiftçi toplulukların Avrupa'ya doğru yayılım sürecini temsil eden bu bulgular, aynı zamanda Makedonya ve Romanya içlerine kadar uzanan bölgedeki çanak çömlek ile de benzerlikler taşır. Ayrıca yapıda ele geçen buluntular arasında, o dönemin inanç sistemini gösteren zengin bezemeli, büyük törensel tütsü kapları ve taştan yapılmış çok sayıda araç gereç öne çıkar. İlk yerleşimden sonra, Aşağı Pınar mevkiindeki topluluğun iki bin yıl buradaki varlığını sürdürdüğü, giderek yerel koşullara uyum sağladığı, bir yanda Anadolu'dan getirdikleri kültürel öğeleri devam ettirirken, öte yanda bölgeye Balkanlar'a özgü yeni bir yapılanmayı gerçekleştirdikleri izlenir. Özellikle 5 bin yıllarından itibaren tüm Balkan Yarımadası'na yayılan siyah renkli kap kacağın en güzel örneklerine Aşağı Pınar'da rastlanır. Oluklar, içi beyaz macunsu bir malzeme ile doldurulmuş kazıma bezekler, zarif uzun boyunlu çömlekler ile belirlenen bu kültür döneminde, Aşağı Pınar'daki yerleşme giderek büyür ve gölcüğün güneyindeki sırtın tümünü kaplar. Bu dönemin en çarpıcı buluntuları arasında, küçük insan ve hayvan heykelcikleri ve yine dönemin inanç sistemini bize anlatan tören kapları görülür. Üzerinde kabartma olarak el ele tutuşmuş erkek ve kadın figürleri bulunan insan biçimli, çift karınlı kap bu buluntuların en gözde olanıdır. Aynı süreç içinde, burada yaşayan insanların giderek Istranca Dağları'ndaki maden zenginliğinin bilincine vardıkları, `malahit' olarak adlandırılan doğal bakır oksit minarellerini toplayarak bunları işledikleri, bunlardan çeşitli takılar yaptıkları görülür. Aşağı Pınar'da bulunan bir işlik yerinde, yalnızca malahit değil, Adriyatik kıyılarından gelen, `spondilus' adlı deniz kabuğunun ve kaya kristallerinin büyük bir beceri ile işlendiği anlaşılır. Ayrıca bu atölyede yapılan takıların Romanya içlerine kadar geniş bir bölgeye ihraç edildiği de bilinir. Aşağı Pınar yerleşmesindeki yapılar, bölgede en bol bulunan malzemeden, ahşaptandır. Bu nedenle yapı kalıntıları, günümüze tam olarak korunamadan, ancak iz olarak kalabilmiştir. Ancak hassas belgeleme ve değerlendirme çalışmalarıyla Aşağı Pınar yerleşmesini gerek mimari, gerekse yaşayış biçimi olarak canlandırabilecek durumdayız. Ayrıca ülkemizin kültür turizmi potansiyeline kazandırabilmek amacıyla, bu tarihöncesi köyü yeniden canlandıracak bir açık hava müzesi projesi hazırlanmış, ancak gerekli olanak sağlanamadığından henüz yapımına geçilememiştir. Çok daha sınırlı buluntuyla, Bulgaristan ve Romanya başta olmak üzere bu tür açık hava müzelerinin, bölgelerinin turizm potansiyeline yaptığı katkı göz önüne alınırsa, Aşağı Pınar'da bu projenin hayata geçirilmesiyle Kırklareli çevresindeki diğer arkeolojik buluntu yerleriyle birlikte düşünüldüğünde, önemli bir çekim odağı oluşturacağı kuşkusuzdur.

Kanlıgeçit

Aşağı Pınar'ın 300 metre kadar batısındaki Kanlıgeçit mevkii, İlk Tunç Çağı olarak tanımlanan, Anadolu'da Troia ile sembolleşen, kentlerin ortaya çıktığı döneme aittir. Bu süreçte Anadolu'da ilk kent toplulukları ortaya çıkarken, Trakya ve Balkanlar'ın genelinde, kuzeyden gelen göçebe-çoban topluluklar yaşar. Bu nedenle, 3. binyıl içinde Trakya genelinde yerleşim yerleri yok denecek kadar az ve yalnızca birkaç `pazar' yerleşmesiyle sınırlıdır. Kanlıgeçit, gerek yerleşme düzeni, gerek plan ve buluntuları ile gerçek anlamda bir Anadolu koloni yerleşmesidir. Yerleşmenin merkezinde, `megaron' olarak adlandırılan, önü sundurmalı tek büyük mekândan oluşan bağımsız yapılar yer alır. Megaronları çevreleyen taş sur duvarı ve bu surdan girişi sağlayan anıtsal kapı yapısı ile yerleşmenin planı Troia'nın 2. tabakasının plan şemasının birebir benzeri şeklindedir. Trakya'dan bilinen bu tek Anadolu kolonisi, büyük bir olasılıkla Istrancalar'da bulunan ve o dönemin en stratejik maddesi olan bakır yataklarının denetimini elde edebilmek için burada kurulmuştur. Yerleşmenin kurulmasında Anadolulu ustaların çalıştırıldığından ve buranın Güney Marmara ile çok yakın bir ilişki içinde olduğundan kuşkumuz yoktur. Ancak buradaki yönetici sınıfın Anadolu'dan mı buraya geldiği, yoksa yerel bir kabile reisinin Anadolu'daki yaşama özenerek taklit mi ettiği halen anlaşılamamıştır. Kanlıgeçit'in İÖ 2. bin yıllarında yakılarak tahrip edildiği ve daha sonra da Kırklareli çevresinde uzun bir süre yeni bir yerleşim yeri kurulmadığı görülür. Bölgede tarihi çağlara ait çok sayıda anıt ve Trak kültürlerinin mezar tepeleri, tümülüsler bulunmaktadır. 

ŞAFAK ALİ


<< Arkeoloji kazılara adlı Anasayfaya dönmek için tıklayın   

Bugün 1 ziyaretçi (7 klik) kişi burdaydı!
Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol